Yol Bir Rota Değil, Bir Karakter Meselesidir

Rasim D., göçle şekillenen hayatında seyahati bir kaçış değil; aidiyet, sabır ve kendini tanıma pratiği olarak yaşayan modern bir seyyah.

KÜLTÜR - SANAT - 27-01-2026 03:04

Bir Ruhun Coğrafyası: Rasim D. ile "Kişisel Seyahatname" Derin Yolculuğu

Bulgaristan’dan Türkiye’ye uzanan bir yaşamın öznesi olan Rasim D., seyahati bir tatil değil, karakterini inşa eden bir yapı taşı olarak görüyor. "İki evli" olmanın getirdiği zenginlikle dünyayı arşınlayan Rasim Bey için yollar, sadece şehirleri değil, insanın kendi iç derinliğini keşfetme alanı.

Seyahat etmek bir çokları için bir kaçışken, Rasim D. için bu bir "kendine yatırım" ve yüzleşme süreci. 2000 yılında ailesiyle birlikte Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden ve burada kök salan Rasim Bey, çocukluğundan bu yana "yer" kavramının hareketliliğiyle büyümüş bir isim. Bu "iki evli" olma hali, onun seyahatlerindeki "ait olma" duygusunu da benzersiz kılmış.

Yolculuk: Bir Rotadan Çok Bir Karakter Meselesi

Rasim D.’ye göre yolculuk, sadece gidilen kilometrelerle ölçülmez. O, bilmediği bir dilde insanların sohbetini dinlemeyi, bir sokak kahvesinde saatlerce oturmayı, bir şehrin mimari değişimini izlemeyi gerçek zenginlik sayıyor. "Yolculuk bir rotadan çok bir karakter meselesidir," diyen Rasim Bey, yabancı bir coğrafyada kaybolmanın insan üzerindeki dönüştürücü gücünü şöyle tarif ediyor:

"İnsan bilmediği bir coğrafyada kaybolduğunda aslında yönünü değil, alışkanlıklarını kaybeder. Dilini bilmediği bir yerde susmayı, mimarisini tanımadığı bir şehirde bakmayı, kültürüne yabancı olduğu insanlarla ise dinlemeyi öğrenir. Bu kayboluş sabrı artırır, yargıları yumuşatır."

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Pusulasında Bir Seyyah

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın "Yeni yerler görmeden bir yılınızı boşa geçirmeyin" sözünü kendine rehber edinen Rasim D. için bir şehri "boş geçmemek", o şehrin sordurduğu sorularla eve dönmek anlamına geliyor. Onun için bir ülkenin kimliği; eğlence kültüründen ziyade bir caminin sessizliğinde, bir kilisenin taş dokusunda veya bir meydanın planında gizli. Tarihle temas ettiğinde bugünü daha iyi anladığını belirten seyyah, bir müzede geçirilen saatleri en büyük keyif olarak nitelendiriyor.

Doğada "Performans Baskısız" Bir Varoluş

Gündelik hayatın ölçen, biçen ve sonuç odaklı rasyonel yapısından sıyrıldığı tek yer ise doğa. Rasim D. için doğa bir kaçış değil, askıya aldığı asıl kimliğine bir geri dönüş alanı. "Ulu bir azamet karşısında kendimi bir karınca misali hissetmek, neye ve nereye ait olduğumu hatırlatıyor," diyen Rasim Bey, doğanın insanı süslemeden ve zorlamadan kabul eden gücüne sığınıyor:

"Ormanın içinde yürürken kimse senden bir şey beklemiyor. Ne performans baskısı var ne de koşuşturma. Sadece sen varsın ve seni çevreleyen o devasa canlı sistem."

Geleceğin Seyyahlarına Tavsiye: Şarkı Yürürken Oluşur
 

Kendi "Kişisel Seyahatnamesini" bir metafor olarak ifade eden ve zihnine kaydettiğini söyleyen Rasim D.; "Bazı yolculuklar içeride kalmak istemiyor. Notlar, fotoğraflar, bedenimde bıraktığı ritim... Hepsi bir araya geldiğinde bu seyahatnamenin bir fiziksel karşılığı da olabilir".

Henüz yolun başında olan gençlere önemli bir ders veriyor: Bavulu değil, merakı hafifletmek. İlk seyahatlerinde bavulunu gereğinden fazla doldurduğunu itiraf eden seyyah, zamanla fazlalıkları ayıklamanın önemini kavramış. Ona göre yol insana melodiyi vermiyor, sadece ritmi öğretiyor; asıl şarkı ise yürürken, yaşarken ve keşfettikçe yavaş yavaş oluşuyor.

Günün sonunda Rasim D. için mesele sadece dünyayı görmek değil; her yeni durakta, her eski taşın gölgesinde ve doğanın o derin sessizliğinde, biriktirdiği hikâyelerle kendi 'yolunu' yeniden inşa etmek. Çünkü o biliyor ki; insan en çok uzaklara gittiğinde kendine yaklaşıyor. Bu yolculuğa tanıklık etmekten çekinmeyin. Instagram adresi: @qpromet

 

Haber: Bilge Nur Annaç

Günün Diğer Haberleri