Gazze için düzenlenen yardım kampanyalarının son aylarda artması elbette umut verici. Sınırların ne zaman tamamen kapatılacağı bilinmezken, ulaştırılan her yardım, taşınan her paket büyük bir hayırdır. Bu hayır yolunda emek verenlerden Allah azze ve celle razı olsun.
Ancak bir Müslüman olarak zihnimi ve vicdanımı meşgul eden bir mesele var: Gazze adına düzenlenen hayır çarşılarında kurulan dolu sofralar. Gazze’de kardeşlerimiz açlıkla, susuzlukla ve yoklukla imtihan edilirken; bizlerin bu acıya döner, patates kızartması ve tatlılar eşliğinde karşılık vermesi, infakın ruhuyla ne kadar örtüşmektedir?
“Allah yolunda sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça iyiliğe asla eremezsiniz. Ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.” (Âl-i İmrân, 92)
Sevdiğimiz şeylerin başında sofralarımız, rahatımız ve tokluğumuz gelir. Tokluk hâlinde verilen bir sadaka, aç bırakılan kardeşlerimizin hâlini gerçekten idrak etmemizi sağlar mı?
Gazze bugün yalnızca bir coğrafya değil, ümmetin vicdanıdır. Orada insanlar günlerce bir lokmaya ulaşamazken, yardım vesilesiyle kurulan alanların adeta bir yiyecek şenliğine dönüşmesi insanın içini burkmaktadır.
Oysa bu hayır çarşılarının ibret vesilesi olması gerekmez mi? Sofraların doluluğu değil, boşluğu bir mesaj taşımalı değil midir?
“Onlardan önce bu yurda yerleşmiş ve gönülden inanmış olanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler, onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar; ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin bencilliğinden korunmayı başarırsa işte kurtuluşa erecekler onlardır.” (Haşr, 9)
Niyetler hayırdır, emekler büyüktür; bunda kuşku yoktur. Ancak İslam’da niyet kadar hikmet ve edep de önemlidir. Yardım faaliyetleri, farkında olmadan konforumuzu pekiştiren bir zemine dönüşmemelidir.
Bir öğün eksik yemeyi, bilerek bir sofrayı kurmamayı, açlığı kısa da olsa hisseteyi göze alabilsek… Belki o zaman verdiğimiz infak, sadece cebimizden değil, kalbimizden de çıkmış olur.
Gazze için verirken, sofralarımızın doluluğunu değil; onların boş sofralarını hatırlayalım