• Kaçan kovalanır mı, kalan kıymetsizleşir mi?
• Türk ve ortak kültürü paylaştığımız toplumların reddedilme arzusu mu var? Kültürel kodlar veyahut süre gelen alışkanlıklar paradoksu mu yaşıyoruz?
• Geçmişten bugüne kadınların susması, durması, sükuneti üstüne yazılıp çizildi, methiyeler dizildi. Ya bunu kadınlar istemiyor, zorla bu kalıba sıkıştırılmak isteniyorsa? Erkeklerin gücü, korumacılığı, avcılığı ve sağlayıcılığı ön plandayken; bugün en basit konular da bile harekete geçememeleri, insanlarin gelişiminin gerilediğini mi gösteriyor? Zaten öylelerdi de şartlar mı engelliyordu?
• Seven, isteyen, arzulayan, oldurmak, iyileştirmek, birlikte aşmak isteyen kadınlardan arkasına bakmadan kaçan; ne istediğini bilmeyen, memnuniyetsiz, şımarık, değersiz hissettiren, durumu daha da kötüleştiren kadınların peşinden koşulmasi tesadüf değil. Buna, reddedilmenin arzusu diyorum. Bunun altında yatak psikolojik ve sosyolojik nedenlerin sonucunda dengesiz kişilikler, dengesiz toplum, dengesiz ilişkiler ortaya çıkıyor. Kaçıngan-kaygılı cehennemi... Hissedilen ağır özdeğersizlik duygusunun, şiddetli istenmemenin getirdiği kaçınılmaz son. Sınır çizen, kendine değer veren, ne istediğini bilen, karşılıklı maddi ve manevi denge arayışında olan, istek ve şikayetlerini dile getiren ve karşılığında sizden de aynı özeni isteyen kadınlara karşı içten içe hissedilen nefretin örtük hali.
• İlişkide istendiğini ama aynı zaman da karşı tarafın sınırlarının olduğunu fark eden erkek anlamlandiramiyor. Çünkü alışılmış bir düzen var. Erkek talep eder, ister, düzenler, ayarlar, kuralları koyar, sınırları aşar, vs. Ama kaçırılan bir nokta var; günümüz dünyası artık bu kalıplara tıkalı kalmayı kaldırmıyor. Her kadın ve erkek aynı değil fakat herkes her konu hakkında hüküm vermekte oldukça usta. Bilinç altında yatan; umursamaz ve değer vermeyen kadınlara şiddetli şekilde hissedilen çekim, duygusal olarak ulaşılamaz bir baba; duygusal olarak dengesiz bir anne, ikisi arasında kalan çocuk ve netice de sağlıksız bir aile üçgeni.
• Sağlıklı ilişkiler karşılıklı ilgi, emek, alaka, saygı ve aynı özveriyle inşa edilir, ayakta durur. Bizim kültür ve ortak kültürü paylaştığımız milletlerin genel çoğunluğu; kabullenilmek, onaylanmak, değerli hissetmek istediğini söyler ama eylem olarak gördüklerinde bu durum onlara tehdit gibi hissettirir anında orayi terk ederler ve kendilerini reddeden insanlara karşı konulamaz bir çekim duyarlar. Günün sonunda adrenalin düşünce; bu milletin kızları/erkekleri nasıl bir de bizimkilere bak diyerek yalandan kederlenirler. İlişkiye bağlayana kadar maske takan taraflar, ilişki de gerçek yüzünü ortaya çıkarır, en nihayetinde evliliğe kadar herkes yüz göz olmuş olur. Kimsenin gerçek anlamda net ilişkisi olmamasının esas nedeni biraz da budur.
• Kadınların bir hayatının, amacının, rotasının olması erkeğe gurur kaynağı olmalıyken tehdit unsuru sayılıyor. Şunu demek doğru olur ki bazı erkekler sizden kaçmaz. Sizinle olmak için kendinde düzeltmesi gerekenlerden kaçar. Kendinizi küçültüğünüz, sığmak için baskıladığınız, sesinizi kısmak zorunda kaldığınız, diken üstünde hissettiğiniz, acaba mı düşüncelerine büründüğünüz hiç kimse ve alan sizin yeriniz ve insanınız değil.
• Sevgili hanımlar ve beyler; doğru insan sizi destekleyecek, gurur duyacak ve gelişiminiz için sizinle ortak olacak kişidir.