Türk tarihinde kadının değeri ve yeri ile günümüz de evrimleşen değeri ve yeri ne kadar değişti?

Eski Türk geleneklerin de ve töresin de Türk kadını "Han - ev, otağ. Han'ım - evim, ortağım" anlamına gelen, el üstünde tutulan daima savaşçı ve Er'inin (Erkeğinin) dengi, eşi olarak konumlanır.

Çocuklarının gelişimi, ahlakı, eğitimi ne kadar anneye bağlıysa bir o kadar da babaya bağlıydı. Erkeklerin, devlet yönetimin de otorite sahibi olmalarının yanı sıra eşlerine, devlet yönetimin de ve otoritesin de "benimle" deme cesaretini tüm dünyaya gururla göstermişlerdir.

İslam öncesinde ilk kadın Türk hükümdarın Tomris Hatun olması tesadüf veyahut kaderin cilvesi değildi. Askeri devlet bilinciyle yetişirdi her Türk kadını. Osmanlı döneminde de ; zaman zaman Hürrem Sultan, Kösem Sultan, Safiye Sultan ve Hatice Turhan Sultan gibi Devlet yönetimin de önemli isimlerin yer alması da tesadüf değildi. Stratejik, taktiksel ve analitik düşünme yapısıyla yaratılmış kadınların ; alınan eğitimler ve bilinçli yetiştirilme şeklinin yanı sıra Türk kadını olmalarının avantajını taşıyorlardı.

Bugün, bir kadının eğitim almasını dahi olağandışı karşılayan gruplar ortaya çıktı. Buna "kültür" dediler. Kimin ve nerenin kültürü? Zira Türk kültürü olmadığı açık. Anadolu irfanı dediğimiz yüce gönül, bugün dönüştürülerek bambaşka görüşlere büründü. Kadını yaşat ki er yaşasın, kadını yaşat ki devlet yaşasın!

Daha bilinçli kız çocukları, daha bilinçli erkek çocukları... Devlet gibi düşünen, devlet gibi adım atan nesiller bizler olmalıyız. Şeyh Edebali'nin nasihatidir Osman Gazi tahta çıkarken ; "... Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez."

Geçmişin Tomris Hatunu, geleceğin Kösem Sultanı nesiller yetiştirmek adına...