Türkiye Türk gençleri ve Avrupa Türk gençleri arasındaki ince çizgi.
Türkiye de sesini kısmak yerine haykırabilmenin keyfini çıkaran Türkiye Türk gençliği ve sesini kısmak zorunda kalmış Avrupa Türk gençleri kimdir?
Türkiye de gençlerin araştırma, öğrenme, kendini fazlasıyla ifade edebilme ve ben burada varım deme cesaretinin hiç bir dönem kırılmamış olması; gerek siyasi, eğitim ve gerekse toplumsal olarak benliğini sürdürebilme noktasında baskınlığını koruması gelecek açısından kilit nokta. Avrupa da Türk gençlerinin ilk çocukluk çağlarından, yetişkinlik yıllarına kadar ; dil öğrenme, adaptasyon, kültür karmaşası, akran zorbalığı ve henüz daha tam bilmediği bir dili, henüz daha tam bilmediği ana diline tercüme etme zorluğu.
Bu kadar karmaşanın içinde kimliğini korumak ve entegrasyonu başarıyla devam ettirme yolunda, kamusal alanda da "ben de varım" demek için çalışan gençlik. İlk kuşağın çektiği sıkıntıları elbette çekmediler lakin bu demek değil ki hâlâ süre gelen bir zorluk yok. Enerjileri, çekilen çileleri ve hastalıkları kayıt tutan bedenler nesilden nesile aktarılır. Yeni nesil Avrupa Türk gençleri bu kayıtları ezmeyi başarıyor. Psikoloji'deki "zincir kıran" ifadesini hayata başarıyla geçiriyorlar.
Bugün, yeni nesil Avrupa Türk gençleri, en az Türkiye Türk gençleri kadar kamusal alanda da güçlü bir ses!
İki kimlik, iki değer, iki kültür, iki dil, iki coğrafya; tek yürek!



