Eğitimsiz Gelen Büyük Yetenek: Raşit Vahit

Aslen Doğu Türkistanlı olan ve 26 yıldır Duisburg’da ikamet eden Raşit Vahit, 20 yılı aşkın süredir hat sanatı ve manzara resimleriyle uğraşıyor. Sanatçıyı diğerlerinden ayıran en çarpıcı özellik ise bu yeteneğinin tamamen "Allah vergisi" olması. Hiçbir kurs veya akademik eğitim almadan, içindeki sanat aşkıyla fırçayı eline alan Vahit, hat sanatının yanı sıra hayranlık uyandıran manzara resimlerine de imza atıyor. Sanatı bir "kendini ifade etme aracı" olarak tanımlayan Raşit Vahit, asıl mesleğinin yanı sıra ek iş olarak yürüttüğü bu uğraşın kendisine büyük bir estetik haz ve huzur verdiğini belirtiyor.

Maden Ocaklarından Sanatın Zirvesine: Mehmet Yasin Okyay

Kütahya Tavşanlılı olan ve 9 yaşından beri Almanya’da yaşayan Mehmet Yasin Okyay ise emekli bir maden işçisi. Yıllarca kömür madenlerinde ter döktükten sonra, emekliliğini sanatın manevi iklimine adamış. Üç yıldır Raşit Vahit ile omuz omuza çalışan Okyay, kendisini tevazuyla "usta-çırak" ilişkisinin bir parçası olarak tanımlıyor.

Avrupa’nın Camilerinde İki Hattatın İmzası

Bu ikilinin dostluğu, sanatsal bir iş birliğine dönüşmüş durumda. Bugüne kadar Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde 100’den fazla cami ve yurtta hat çalışmalarını tamamlayan ikili, sanatı sadece bir görsel şölen değil, bir ibadet bilinciyle icra ediyor.

Mehmet Yasin Okyay, çalışmalarındaki temel hassasiyeti şu sözlerle özetliyor:

"Allah’ın lafzını kağıda veya duvara dökerken abdestsiz olmamaya büyük özen gösteriyoruz. Bu işi yaparken maneviyatı asla unutmamak gerekir; bu iş bize iç huzuru veriyor."

Usta ve Güler Yüzlü Çırak

Çevresinde "ustaların kralı" olarak anılan Raşit Vahit’in sanatı ile "çırakların güler yüzlüsü" Mehmet Yasin Okyay’ın samimiyeti birleşince, ortaya sadece sanat eserleri değil, köklü bir dostluk hikayesi de çıkıyor. İkili, el emeği ve göz nuru ile ruhu nakşetmeye, bu kadim sanatı gelecek nesillere taşımaya kararlı.

"Usta ile çırağın, Doğu Türkistan ile Kütahya’nın, maden ocağındaki emektar ile Allah vergisi yeteneğin bir araya geldiği bu hikâye; bize sanatın sınır tanımadığını bir kez daha hatırlatıyor. Ellerinden dökülen her hat ve her manzara, sadece birer eser değil; Avrupa’nın kalbine atılan manevi birer imza olarak kalmaya devam edecek."

 

Haber: Bilge Nur Annaç

Advert