Hem akademik başarıları hem de milli sporcu geçmişiyle dikkat çeken Diyetisyen Rabia Demircan’ı konuk ediyoruz bu hafta. Bilek güreşinde Türkiye dereceleri bulunan ve şu an Fit Academy’de sporcu danışmanlığı yapan Demircan; "mucize" diyetlerin ötesindeki bilimsel gerçekleri açıkladı.
Rabia Demircan Kimdir?

2025 yılında Gaziantep SANKO Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden bölüm ikincisi olarak mezun oldu. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Aşçılık öğrencisi olan Demircan, 8 yıllık profesyonel bilek güreşi kariyerinde Türkiye dereceleri (ikincilik ve üçüncülük) elde etti ve ulusal hakemlik unvanına sahip oldu. Şu an Gaziantep Fit Academy Spor Salonu’nda diyetisyen olarak görev yapmaktadır.
Performansın Gizli Yakıtı: Ne Zaman, Ne Yemeli?

Beslenmeyi bir "yakıt yönetimi" olarak tanımlayan Demircan, egzersiz yapanlar için kritik uyarılarda bulunuyor. Karbonhidratların kaslar için birincil enerji kaynağı olduğunu belirten Demircan, zamanlamanın önemine dikkat çekiyor:
Kompleks Karbonhidrat Tercih Edilmeli: Basit karbonhidratlar kan şekerini hızla yükseltip düşürdüğü için performansınızı baltalayabilir.
Altın Kural: Antrenmandan 60-90 dakika önce basit şekerlerden uzak durun; glikojen depolarını daha iyi dolduran kompleks karbonhidratlara yönelin.
Su İçmek Şart: Egzersiz sonrası krampları önlemek ve hidrasyonu sağlamak için yeterli su tüketimi hayati önem taşıyor.
Protein Dengesi: Kaslarınız Sadece Çalışarak Büyümez
Pek çok sporcunun düştüğü "aşırı protein" hatasına değinen Demircan, proteinin kas dokusunun temel bileşeni olduğunu ancak doğru türün doğru zamanda seçilmesi gerektiğini vurguluyor:
Whey vs. Kazein: Whey protein (peynir altı suyu) protein sentezini %68 oranında artırırken; kazein daha yavaş uyarır ancak protein birikimine katkısı daha fazladır.
Toparlanma Süreci: Egzersiz öncesi alınan protein, antrenman sonrası toparlanma sürecini hızlandırırken; egzersiz sonrası hemen tüketim kaslardaki protein sentezini maksimuma çıkarır.
Küresel Tehlike: Obeziteyle Mücadele
Demircan, sadece sporcuları değil, tüm toplumu ilgilendiren obezite rakamlarına da dikkat çekiyor. Türkiye’de görülme sıklığı %31,5’e ulaşan bu hastalıkla mücadelede "bilinçli beslenme" tek çözüm yolu.
Haftada 0,5 - 1 kg Kayıp: Sağlıklı bir kilo kaybı için günlük enerji gereksiniminden 500-1000 kcal kısıtlama yapılması öneriliyor.
Matematik Belli: Günlük enerjinin %45-50’si karbonhidratlardan, %15-20’si proteinlerden gelmeli.
Yeme Bozuklukları: Psikolojik Bir Tuzak
Diyetisyen Rabia Demircan, yazısında önemli bir sosyal yaraya da parmak basıyor: Yeme Bozuklukları. Peki, bu süreç nasıl işliyor ve neden sadece bir "diyet" meselesi değil?
Demircan’a göre süreç genellikle dış görünüşe veya kiloya duyulan aşırı endişe ve takıntıyla başlıyor. Bireyler, toplumsal güzellik algısı ya da kişisel kaygılar nedeniyle kendi bedenlerini acımasızca eleştirmeye başladığında, yeme davranışı bir "kontrol mekanizması" haline geliyor. Bu durumun gelişimini Demircan şöyle açıklıyor:
Bir Tercih Değil, Hastalık: Yeme bozuklukları (Anoreksiya Nervoza, Bulimia Nervoza vb.) bireyin kendi isteğiyle seçtiği bir yaşam tarzı değil, ciddi birer ruhsal sağlık problemidir.
Fiziksel ve Ruhsal Çöküş: Bu takıntı; kalp ritim bozuklukları, saç dökülmesi, aşırı kilo kaybı ve depresyon gibi hayati tehlikeler barındıran sonuçlara yol açabiliyor.
Multidisipliner Çözüm: Realist bir yaklaşımla, bu sorunun sadece mutfakta çözülemeyeceğini belirten Demircan; diyetisyen, psikolog ve hekimden oluşan bir ekibin birlikte çalışması gerektiğini vurguluyor.
Bedeniniz bir enstrümandır; onu cezalandırarak değil, doğru besleyerek en iyi performansı alabilirsiniz.
Haber: Bilge Nur Annaç






