“Bakarım bakarım sılam görünmez

Ara yerde yıkılası dağlar var”

– Karacaoğlan

Sıla Nedir?

Türk Dil Kurumu, “sıla”yı şöyle tanımlar:

1. Bir süre ayrı kalınan yere veya yakınlara kavuşma,

2. Gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yer.

Ne kadar sade bir tanım değil mi? Ama sıla hasretini yaşayanlar bilir ki, bu tanımın içine ciltler dolusu kitap, yıllar sürecek diziler, sayısız gözyaşı ve buruk sevinçler sığar. Hele ki sıla yoluna düşen bir Avrupa Türkü için “sıla”, sadece bir yer değil; bir kimlik, bir hafıza ve bir hayaldir.

Başka hiçbir dilde olmayan hasretin adıdır sıla!

Gurbetin Yolcuları, Geçtiği Ülkelere Ne Bıraktı?

Kara yoluyla Türkiye’ye gidip gelenlerin zengin etmediği ülke kaldı mı? Otoyol ve yakıt ücretleri, alışverişler, tuvalet ücretleri, makbuzsuz ödenen cezalar… Her biri Avrupa ekonomisine küçümsenmeyecek katkılar sağladı.

Üstelik yalnızca yasal ödemeler değil; beyan edilmeden taşınan ve bazen yakalanarak el konulan ziynet eşyaları, altınlar, paralar… Tüm bu hareketlilik, Batı Avrupa’daki Türklerin ekonomik canlılık oluşturduğu sessiz bir tarih sayfasıdır.

Peki Türkiye Ekonomisine Katkımız?

Avrupa’da yaklaşık 5-6 milyon vatandaşımız yaşıyor. Bunların önemli bir kısmı her yıl Türkiye’ye gidip geliyor. Gelirken yalnızca bavullarını değil; çerezini, leblebisini, bulgurunu, gömleğini, pantolonunu, kazağını da getiriyor. Kimileri sahil beldelerinde tatil yapıyor, kimileri araç kiralıyor, kimi ise köyünde evini onarıyor.

Peki, bu katkılar neden hak ettiği değeri görmüyor? Neden paket turla gelen bir turist kadar kıymetli sayılmıyoruz? Oysa Türkiye’nin ekonomisine yaptığımız katkı, yalnızca dövizle değil; gönül bağıyla da ölçülmeli.

Sıla Yollarında Neler Bekliyor?

Avrupalı Türkler için sıla yolculuğu artık kolay değil. Uçak biletlerindeki aşırı uçuk fiyat arsızlığı devam ediyor. Almanya havaalanlarında yaşanan personel eksikliği nedeniyle birçok uçuş gecikiyor, bazıları ise iptal ediliyor. Havalimanlarında saatlerce bekleyen, valizleri başka uçaklara gönderilen, hatta evine dönemeyenler oldu.

Kara yolu yolculuklarında ise, şu ana kadar ciddi bir sorun gözlenmese de, özellikle dönüş yolculuklarında gümrüklerde yığılmalar kaçınılmaz. Zorlu bir yolculuk Avrupalı Türkleri bekliyor.

Takdir Edilen Hizmetler de Var

Bu noktada, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Başkanı Sayın Abdullah Eren ve ekibinin çabalarını göz ardı edemeyiz. Özellikle son iki yıldır sıla yolunda yaşanan sıkıntıların hafifletilmesi için yoğun bir gayret gösteriyorlar. Türkiye güzergâhındaki ülkelerle görüşmeler yürütüyor, çözüm arıyorlar.

“Gurbetçi” veya “Almancı” Değiliz!

Yıllardır “Gurbetçi” veya “Almancı” diye çağrılmaktan bıktık ama bazıları bizleri böyle anmaya devam ediyor. En çok da Türkiye’den gelen bazı bakanlar , milletvekilleri, bürokratlar ve akademisyenler bu ifadeleri kullanıyor. Bazen bilerek, bazen farkında bile olmadan…

Bu bakış açısı ne yazık ki Almanya’daki “Gastarbeiter” yani “misafir işçi” tanımıyla benzeşiyor. Oysa biz burada geçici değil, kalıcıyız. Artık bu coğrafyanın da bir parçasıyız. Tıpkı Türkiye’deki vatandaşlar gibi bu ülkenin de birer aktörüyüz.

Kimi esnaf ise üç ayda yaptığı satışla bir yıllık kazanç elde ediyor ama yine de bize küçümseyerek bakıyor. Hatta fırsatını bulduğunda zamlı fiyatla kazığını da atmaktan geri kalmıyor. Ne diyelim, yine de biz milletimizi seviyoruz.

Biz Kimiz?

Bizler Batı Avrupa Türkleriyiz. 65 yıl önce bu topraklara ayak bastık. Burada çocuklarımızı büyüttük, acılarımızı yaşadık, başarılarımızla gururlandık.

Bugün Avrupa’da bir edebiyatımız, tiyatromuz, medyamız, sporcularımız, sanatçılarımız, şairlerimiz, STK’larımız, sevinçlerimiz ve kederlerimiz var.

Biz artık sadece sılanın yolcusu değil; bu coğrafyalarda da söz sahibi olmaya çalışan yurttaşlarız.

Velhasılı, Biz Her Yerde Varız.

Biz Batı Avrupa Türkleriyiz.