Almanya’daki en büyük göçmen kökenli topluluk hangisi diye sorsak, şimdilik, Türkler demekte kimse tereddüt etmez diye düşünüyorum. Şimdilik dedim, çünkü son yıllardaki göç furyasının ne denli yüksek olduğunu hepimiz biliyoruz. Öyle ki, Türklerin, Türk kökenlilerin sayısını bile aşacak seviyeye gelmesi işten bile değil.
Fakat şu an konumuz bu değil. Konumuz, bizlerin, Türk kökenlilerin, Avrupalı Türklerin Almanya topraklarındaki büyüklüğü. Ancak sayımız ne kadar çok olursa olsun, etkimiz o kadar büyük olamadı. Türk usulü Almanca yaptık, dönerimizi Almanya’nın vazgeçilmezi haline getirdik, Türk sokakları-caddeleri-semtleri oluşturduk… Ama kendimizi bir türlü temsil edemedik, temsil etmek için çaba sarf etmedik. İlk nesil göçmenlerinden olan büyüklerimiz vatandaşlıktan çıkmak, aidiyetlerini kaybetmek istemediler. Onların çocuklarının bir kısmı, onlarla evlenen “ithal damatlar”, “ithal gelinler” de öyle. Hatta çoğu Almanca bile öğrenmedi veya öğrenemedi. Ama artık bu seviyeyi geçmedik mi?
Artık gurbetçi kelimesini kabul etmiyor, Avrupalı Türk denmesini istiyorlar. Çocuklarınıza sorduğumuzda kendilerini çoğunlukla Alman hissediyorlar. Türkiye’ye dönmenin fikri bile geçmiyor. Durum buyken, yaşadığınız ülkenin siyasetine neden bu kadar kör, sağır, dilsiz kalıyorsunuz? Şimdiniz, geleceğiniz burasıyken neden sadece 5 dakikalığına sandık başına gidemiyorsunuz? Seçim olduğundan haberdar bile olmuyorsunuz?
Türkiye seçimlerinde ne derece heyecanla takip ettiğinizi gördüm, şahit oldum. İster yerel seçimler, ister genel seçimler olsun. Bütün adaylar hakkında bilgi sahibi oldunuz, oy oranlarını ilgiyle takip ettiniz. Ama buradaki seçimden haberdar bile olmadınız. Öğrendiğinizde ise “aman ne işim var, gitmeyeceğim” dediniz. Belki böyle söylemediniz ama sandık başındaki hareketlilik bu cümleyi kulaklarımızda çınlattı. Ya da seçim sonuçları mı desem?
Türkiye’deki insanlar hep herkesin siyasete neden bu kadar hâkim olduğundan yakınırdı. Ülkenin durumu o kadar kötü ki, herkes siyaseti takip ediyor, herkes çoğu siyasetçiyi tanıyor diye yakınırlardı. Buradaki soydaşlarım ise tam tersi. Almanya Başbakanı’nı sorsak bilmeyecek o kadar kişi var ki… Yaşadığı ülkenin siyasetini, siyasilerini, kendilerini yönetenleri bilmek, öğrenmek her vatandaşın sorumluluğu değil mi?
Bu seçimler geçti. Adaylar seçildi. Türkler yine doğru düzgün sandık yüzü göremedi. Size sandıktan bir haber vereyim; yaşadığınız ülkenin aşırı sağcı tehlikesi oylarını epey bir yükseltti. Geçmişin delisinin cezalarını hâlâ ödeyen ülkeniz, yeni delisini oluşturmaya başladı bile. Üzgünüm ama sandığa giden bizim gençlerimiz de bu gelişime oy verdi.
Gelecekten korkmayın, yeter ki sandıklara sahip çıkın. (Artık bir sonraki seçimlerde…)