Kuzey Ren Vestfalya’da 14 Eylül’de yapılan yerel seçimler, birçok kentte ikinci tura kalan belediye başkanlığı yarışlarıyla dikkat çekti. Bu sonuçların gölgesinde ise iki büyük sürpriz vardı; AfD’nin yükselişi ve uyum meclisi seçimlerindeki oy patlaması.
AfD, ırkçı söylemleri ve göçmen karşıtı tutumuyla bilinse de, Belediye Meclisi seçimlerinde beklenenin üzerinde oy aldı ve birçok kentte belediye başkanlığı yarışında ikinci tura kalmayı başardı. Ancak asıl şaşırtıcı olan, yalnızca göçmenler ve göçmen kökenlilerin oy kullandığı uyum meclisi seçimlerinde AfD’nin yüksek oy alması oldu. Bu tablo, AfD’nin sadece Alman seçmenden değil, Türkler ve diğer göçmen kökenlilerden de destek aldığına işaret ediyor.
Duisburg örneğine bakalım: Kentte 351 bin 441 seçmen olmasına rağmen sandığa gidenlerin sayısı sadece 169 bin 947 oldu. Yani seçmenlerin yarısından fazlası sandığa gitmeyi tercih etmedi. Oy kullananların dağılımında ise SPD yüzde 45,97 ile açık ara önde. Onu yüzde 19,71 ile AfD, yüzde 14,54 ile CDU ve ardından Yeşiller, Sol Parti ve DAL-WGD takip etti.
Bu tablo SPD adayı Sören Link’in ikinci turda kazanmasının yüksek ihtimal olduğunu gösteriyor. Ancak göz ardı edilen bir gerçek var: Seçime gitmeyenler. Çoğu zaman sandığa gitmeyen seçmenler, ya mevcut yönetime tepki duyanlar ya da “zaten bir şey değişmez” diyenlerdir. Bu noktada kritik soru şu: Acaba AfD, ikinci turda bu pasif seçmenleri mobilize edebilir mi? Eğer bu seçmenlerin bir kısmını ikna ederse, siyasi dengeleri beklenmedik şekilde etkileyebilir.
Bir diğer önemli faktör ise göçmen kökenli seçmenlerin tercihi. “Göçmenler doğal olarak SPD’ye oy verir” algısı artık sorgulanıyor. Zira uyum meclisi seçimlerinde görüldüğü üzere, AfD’ye kayda değer bir destek geldi ve bu parti Duisburg Uyum Meclisi’ne iki üye sokmayı başardı. Bu gelişme, göçmen seçmenin oy davranışlarının sanıldığı kadar tek yönlü olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
Sonuçta Duisburg’daki ikinci tur seçimleri yalnızca bir belediye başkanı seçmekten ibaret değil. Bu seçimler, aynı zamanda sandığa gitmeyenlerin siyasetteki ağırlığını, göçmen kökenlilerin politik tercihlerini ve AfD’nin toplumsal tabanını genişletip genişletemeyeceğini test edecek.
Kısacası, 14 Eylül seçimleri bize bir kez daha şunu hatırlattı: Sandığa gitmeyen her seçmen, aslında başkalarının seçimini kabullenmiş oluyor. Duisburg’da ikinci turun sonucu belli gibi görünse de, asıl merak edilen soru şu: Geleceğin siyasetini şekillendirecek sessiz çoğunluk ne zaman sesini çıkaracak?



