14 Eylül Pazar günü, Almanya’nın en büyük eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) sandık başına gidiyor. Bu seçimler, yalnızca siyasi partilerin yarışından ibaret değil. Şehirlerimizin altyapısından eğitim hizmetlerine, sosyal yardımlardan kültürel hayata kadar günlük yaşamımızı doğrudan etkileyen kararlar alınacak. İşte bu yüzden, önümüzdeki seçimler bizler için büyük bir fırsat.

NRW, Almanya’da en çok Türk kökenli vatandaşın yaşadığı eyalet. Dolayısıyla bu seçimlerde sandığa gidecek Türk kökenli seçmenlerin sayısı, yalnızca sonuçları değil, aynı zamanda siyasi partilerin gelecekteki politikalarını da doğrudan etkileyecek. Katılım arttıkça, sesimiz daha gür çıkacak.

Geçmiş Seçimlerden Dersler

NRW’de 2020’de yapılan yerel seçimlerde genel katılım oranı %51,9’da kaldı. Bu, toplumun neredeyse yarısının sandığa gitmediği anlamına geliyor. Türk kökenli seçmenler açısından da tablo çok farklı değil. Yapılan araştırmalar, göçmen kökenli vatandaşların seçimlere katılım oranlarının genel ortalamanın altında kaldığını ortaya koyuyor.

Oysa potansiyel çok daha yüksek. Almanya’da yaşayan Türk kökenli nüfusun önemli bir kısmı artık Alman vatandaşlığına sahip ve oy kullanma hakkı var. Ne var ki hâlâ birçok vatandaşımız, “Benim oyumdan ne olacak?” düşüncesiyle sandığa gitmiyor. Oysa gerçek tam tersi: bir araya geldiğimizde oylarımız güçlü bir etki yaratıyor.

“Benim Oyumdan Ne Olacak?” Demeyelim

Şunu unutmamalıyız:

  • Belediyeler günlük hayatımızı doğrudan etkiler. Mahallemizdeki yollar, parklar, kreşler, kültür merkezleri, sosyal yardımlar ve hatta sokak lambaları bile belediyelerin kararlarıyla şekillenir.
  • Partiler seçmenin gücünü görür. Türk kökenli vatandaşlar sandığa güçlü katılım gösterdiğinde, siyasi partiler de politikalarını buna göre belirlemek zorunda kalır.
  • Küçük farklar büyük sonuçlar doğurur. Birkaç yüz oy, hatta bazen birkaç oy, belediye meclisinde çoğunluğu ya da adayların seçilmesini belirleyebilir.

Sandığa Gitmek: Hem Hak Hem Sorumluluk

14 Eylül’de sandığa gitmek sadece bir vatandaşlık görevi değil, aynı zamanda demokratik bir hak.

  • Oy kullanarak yaşadığımız şehre yön verebiliriz.
  • Katılımımız arttıkça, taleplerimiz ve ihtiyaçlarımız siyasette daha görünür hale gelir.
  • Oy vermemek, başkalarının bizim adımıza karar vermesine izin vermektir.

Sonuç

Kuzey Ren-Vestfalya, Türk kökenli vatandaşların en yoğun yaşadığı eyalet. Bu seçimler, yalnızca belediye başkanlarını ya da meclis üyelerini seçmekle sınırlı değil; aynı zamanda bu toplumun siyasetteki gücünü de gösterecek.

Gel 14 Eylül’de sandığa gidelim. Oyumuzu kullanalım, yaşadığımız şehirlerde söz sahibi olalım.

Unutmayalım: Bizim oyumuz, bizim gücümüzdür.