Bugün gençlerin üzerine ağır yükler bindiriliyor: Başarılı ol, hep güçlü kal, kimseye muhtaç olma, geleceğini garantiye al… Ama soruyorum: Bir genç, daha kendini tanımaya çalışırken, bu kadar yükün altında nasıl ezilmesin?
Psikoloji bize şunu söyler: Gencin en büyük ihtiyacı kabul edilmek ve anlam bulmaktır. Oysa sosyal medya ve çevre baskısı, sürekli “yetersizsin” mesajı veriyor. Bu da kaygıyı, öfkeyi ve yalnızlığı artırıyor. Ne para, ne elindekiler yetmiyor mutlu olması için. Çünkü sosyal medyada hep daha iyisi var, daha üstü var. Burada manevi eğitimin önemi çok büyük. Ve…
İslam’ın cevabı ise çok berrak: Allah Teala, gencin değerini sınav notuyla, kıyafetiyle, görünüşüyle ölçmez. Değer, takva iledir, yani kalbin Allah’a bağlılığı iledir. “Allah katında en üstün olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.” (Hucurat, 13)
Sevgili genç kardeşim, bil ki sen bir hata yaptığında değersizleşmiyorsun. Düşmek, insana mahsus, kalkmak ise imanın gücüdür. Kendini sadece kusurlarınla görme. Allah’ın sana verdiği potansiyele bak: senin hayallerinde, cesaretinde ve merhametinde saklı olan güce…
Bugün senin görevin dünyaya ayak uydurmak değil, dünyaya yön vermektir. Kalabalığın peşinden sürüklenmek değil, kendi yolunu bulmaktır. Çünkü gençlik sadece eğlence ya da sınav stresi değil aynı zamanda hayatın en büyük fırsatıdır.
Unutma: Sen sadece geleceğin değil, bugünün de sahibisin. Kalbini Allah’a bağladığında, zihnini bilgiyle donattığında ve iradeni güçlendirdiğinde hem kendi karanlığını aydınlatırsın, hem de başkalarına ışık olursun.
Unutma, sen çok değerlisin.