Hz. Peygamber’in (s.a.v.) şu hadisi, aile içi sorumlulukların en temelini çarpıcı bir şekilde ifade eder:
“Evlatlarının nafakalarını karşılamamak adama günah olarak yeter.” (Müslim, Zekât, 38)
Bu hadis, babanın çocuğa karşı yükümlülüğünü yalnızca dini değil, aynı zamanda toplumsal ve psikolojik bir sorumluluk olarak da ortaya koymaktadır.
İslam hukukunda nafaka, çocuğun temel ihtiyaçlarının (beslenme, giyim, barınma, eğitim, sağlık) karşılanmasını içerir. Modern hukuk sistemlerinde de çocuk hakları, ebeveynlerin maddi sorumluluklarıyla yakından ilişkilidir. Ancak pratikte, özellikle boşanma sonrası süreçlerde, nafakanın ödenmemesi veya sistemli biçimde engellenmesi sık karşılaşılan bir durumdur.
Bazı babaların;
• gelirlerini gizleyerek,
• mal varlıklarını üçüncü kişilerin üzerine geçirerek,
• resmî olarak işsiz görünerek,
nafaka yükümlülüğünden kaçındıkları gözlemlenmektedir. Bu davranışlar, yalnızca hukuki bir ihlal değil, aynı zamanda çocuğun psikososyal gelişimini doğrudan zedeleyen tutumlardır.
Psikososyal Etkiler
Çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, gelişimsel süreçte ciddi yoksunluklara yol açar:
1. Güven duygusunun zedelenmesi: Çocuk, kendisine en yakın olması gereken ebeveyninden maddi destek görmediğinde “değersizlik” hissi yaşar.
2. Özgüven kaybı: Ekonomik yetersizlikler, arkadaş ilişkilerinde geri planda kalmaya neden olur. Bu da sosyal kaygıyı ve aşağılık duygusunu artırır.
3. Erken yetişkinlik yükü: Çocuğun, evin ekonomik sorunlarını fark ederek sorumluluk üstlenmesi, çocukluk döneminin sağlıklı yaşanmasını engeller.
4. Toplumsal uyum sorunları: Sürekli yoksunluk içinde büyüyen çocuklarda, ilerleyen yaşlarda öfke, toplumsal güven eksikliği ve suça eğilim gözlemlenebilir.
Örnek Durumlar
• Çocuğun okul gezilerine katılamaması veya akranlarının sahip olduğu imkanlardan mahrum kalması, uzun vadede sosyal izolasyona yol açabilir.
• Anne sürekli borçlanarak temel ihtiyaçları karşılamaya çalıştığında, çocuk “ailesinin yükünü taşıyan” konumuna sürüklenir.
• Çocuğun, babasının ya da annesinin bilinçli şekilde nafaka ödemediğini öğrenmesi, ebeveyn-çocuk bağında derin bir kırılmaya neden olur.
Yani çocuğun nafakasını karşılamamak, yalnızca bir dini sorumluluğun yerine getirilmemesi değil, aynı zamanda gelişim psikolojisi açısından ağır sonuçları olan bir ihmaldir. Hadis-i şerifte ifade edilen “günah olarak yeter” ifadesi, bu sorumluluğun büyüklüğünü çarpıcı bir şekilde vurgulamaktadır. Çocuk haklarının ihlali, sadece bireysel değil, toplumsal bir soruna da dönüşmektedir.
Bu nedenle nafaka, ebeveyn ile çocuk arasındaki maddi bir yükümlülükten öte, çocuğun kişilik gelişiminin, sosyal uyumunun ve geleceğe güvenle bakabilmesinin teminatıdır.
Hatırlatmak istedim.



